Ramazan Geldi, Hepimize Kutlu Olsun

Prof. Dr. Adnan Bülent BALOĞLU
Sosyal İşler ve Din Hizmetleri Müşaviri, Stockholm
 
 
Bütün insanlık için bir hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı, Sevgili Peygamberimize peygamberlik görevinin verildiği, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin bulunduğu, nefsimizi terbiye eden oruç ibadetinin kendisine tahsis edildiği Ramazan ayına girmiş bulunmaktayız. Saydığımız bütün bu özellikleri barındıran Ramazan ayını tutacağımız oruçlarla, kılacağımız teravih namazlarıyla, okuyacağımız Kur’an hatimleriyle ve yapacağımız nafile ibadetlerle en güzel bir biçimde idrak etmenin ve değerlendirmenin heyecan ve zevkini tadacağız. On bir ayın sultanı olmayı hak eden bu güzel ayda birbirimizi iftarlara ve sahurlara davet edeceğiz, fakirlerimizi ve kimsesiz yetimlerimizi vereceğimiz fitre ve zekatlarımızla sevindireceğiz, kalbimizi ve dilimizi her türlü kötülük ve fenalıktan arındıracağız, yapacağımız ibadetlerin zevkine ve şuuruna ereceğiz. Ramazan ayına has en güzel adet ve geleneklerimizi bir kez daha yaşamanın ve yaşatmanın tadına varacağız. Yüce Kur’an’ın ifadesiyle, “Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size [yani bize] de farz kılınan” (2/Bakara, 183) bu ayı en iyi biçimde değerlendirebilmenin ve böylece Allah’ın emrini yerine getiren mesut ve bahtiyar kullar zümresine dahil olabilmenin tatlı telaşı içinde olacağız.
 
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), orucun bizler için bir koruyucu perde/kalkan olduğunu ifade etmişlerdir. Bunun anlamı, tuttuğumuz oruçların bizi, başkalarına kötü söz söylemekten, bağırıp çağırmaktan, insanların kalplerini kırmaktan alıkoymasıdır. Eğer bu gerçekleşmiyorsa, yani oruçluyken kalbimizde diğer insanlara karşı sevgi, merhamet ve kardeşlik duyguları uyanmıyorsa tuttuğumuz oruçlardan nasibimizi alamıyoruz demektir. Nitekim Peygamberimizin, “Nice oruçlu insan vardır ki, orucundan nasibi sadece aç ve susuz kalmasıdır; ve nice geceleri ibadetle geçiren vardır ki, bundan nasibi sadece uykusuz kalmasıdır” hadisi bunu teyit eder mahiyettedir. Bu paraleldeki bir başka hadis-i şerif şöyledir: “Kim yalan söylemeyi, yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.”
 
Bir başka açıdan baktığımızda Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in hedeflediği yüce insani idealleri elde edebilmemiz için bilincimizi ve nefsimizi eğiten bir okul mesabesindedir. Sadece bir ay sürecek bu okulda bilincimizi ve nefsimizi eğitebilirsek, din olarak İslâm’ın hayat ve ölüme bakışını kavramakla kalmaz, insanlığın toplu refah ve saadetinin hürriyet, dayanışma, kardeşlik, barış vb. idealleri koruma, yüceltme ve bunlara saygıdan geçtiğini de öğrenmiş oluruz.
 
Ramazan ayı; aşırı israf, sorumsuzca tüketme ve harcama, kendini beğenmişlik, kabalık, bencillik vb. gibi günlük hayatımızın ve benliğimizin belki de farkına varmadan bir parçası haline getirdiğimiz yakışıksız davranış kalıplarımızı ve kötü alışkanlıklarımızı değiştirmek için paha biçilmez bir fırsat ayıdır. Bu ay, bir ibadet ve maneviyat ayı olmanın ötesinde, hayattaki tercihlerimizi sorgulama, bu tercihlerin hem kendimizi geliştirmemize hem de insanlığın refah ve gelişmesine ne ölçüde katkıda bulunduğunu değerlendirme ayıdır.
 
Ramazan ayının, Kur’an’ın övdüğü ve yücelttiği insani değerlerin her zamankinden daha canlı ve bilinçli olarak yaşandığı ve yaşatıldığı bir ay olduğunda şüphe yoktur. Ancak aslolan, bunun yılın diğer aylarında da aynı şekilde yaşanması ve yaşatılmasıdır. Bu, insanlığın huzur ve saadetinin, dolayısıyla dünya barışının temini için zorunludur. Bu anlamda Ramazan ayı, Müslüman bireyler olarak bizlerin, yeryüzünde kaliteli bir hayatın ve sulhün hakim olabilmesi için daha fazla sorumluluk ve inisiyatif almak mecburiyetinde olduğumuza dair bir anlamı da içermektedir.
 
Son söz olarak, Ramazan ayıyla kastedilen şey, bireysel anlamda yalnızca bir manevi arınma, az ve öz yemek suretiyle metabolizmayı tekrar düzene sokmak değildir. Sosyal bir varlık olarak bizler, aynı zamanda bütün insanlara, tabiata ve diğer canlılara karşı da sorumluluk sahibiyiz. İşte Ramazan ayı bu sorumluluk bilincimizi arttıran ve sorumluluklarımızın neler olduğunu bize hatırlatan bir aydır.
 
Bu vesileyle, bütün Müslüman kardeşlerimin Ramazan aylarını tebrik ediyor, bu ayın güzellik, bereket ve feyzini sevdikleriyle birlikte sağlık ve huzur içinde tatmalarını diliyorum. "Oruç ayı geldi. Hepinize kutlu olsun. Ey oruca yol arkadaşı olan, dost olan kişi! Yolun uğurlu olsun, hoş olsun."  (Mevlana Celaleddin Rûmî)        
Henüz yorum yazılmadı

Yorum Yaz

Sizde yorum yazın...
Adınız
E-posta
Yorum
 
Aktif Ziyaretçi : 2
Dün Tekil : 67
Bugün Tekil : 33
Toplam Tekil : 138222