Bayramlarımız

Ramazan ayı, Ramazan bayramı, seçim derken Kurban bayramına doğru yaklaşıyoruz. Türkiye’ye giden yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu memleketlerinden döndüler. Sayıları az da olsa bazı insanlarımız Kurban bayramlarını da Türkiye’de geçirmeyi yeğlediler. İnşallah onlar da bayramdan sonra sağ salim buradaki akrabalarına ve dostlarına kavuşurlar. Önümüzde iki bayramımız var: 1923’te kurulan Cumhuriyetimizin 87. yılını kutlayacağımız 29 Ekim Cumhuriyet bayramı; 16 Kasım’da idrak edeceğimiz Kurban bayramı. Her iki bayramımız da şimdiden kutlu ve mutlu olsun. Daha nice bayramlara sevdiklerimizle birlikte kavuşmayı Cenab-ı Hak nasip eylesin.
 
“Rabbin için namaz kıl kurban kes” (Kevser, 108/2) ayetinin gereğini yerine getirmek üzere, Yüce Yaratıcımızın rızasını kazanmak, O’na kul olarak yakınlaşmak, O’na olan teslimiyet ve bağlılığımızı ilan etmek için kurbanlarımızı keseceğiz. Kimimiz kurbanını burada, kimimiz memleketinde kesecek veya kestirecek. Kimimiz ise kurbanını bir hayır kurumuna bağışlayacak. Hangisi olursa olsun, önemli olan bizim kurban kesmekteki amaç ve niyetimiz olacak. Ama hiç kuşku yok ki, sırf iş veya gösteriş olsun diye kesmeyeceğiz. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah’ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. İyilik yapanlara müjde et."(Hacc, 22/37) buyrulmaktadır.
 
İsveç seçimlerini geride bıraktık. Umudum odur ki, burada yaşayan insanlarımızın büyük çoğunluğu kendilerine tanınan bu demokratik hakkı kullanarak oylarını atmışlardır. Ancak bizim için asıl önemli olan süreç bundan sonra başlamaktadır. “Sahte/sözde soykırım” tasarısını bir oy farkla da olsa Meclisten geçirmeyi başaranlar şimdi, nüfus olarak çoğunlukta bulundukları bölgelerde anıtlar dikmek için büyük çaba sarf edeceklerdir. Bu fırsatçıların, hükümetteki komisyonların oluşmasını beklediklerine dair haberler kulağımıza gelmektedir. Dolayısıyla uyanık olmamız gerekmektedir. Bu konuda özellikle federasyonlarımıza, derneklerimize büyük sorumluluklar düşmektedir. Unutulmamalıdır ki, federasyonlarımız ve derneklerimiz buradaki yurttaş ve soydaşlarımızın her konudaki en güçlü sesi ve temsilcisi olmak durumunda olan sivil toplum örgütleridir. Bu mesele bizim için bir milli meseledir ve anılan kuruluşlarımızın tek ses ve tek yürek olarak birlikte hareket etmeleri kaçınılmazdır. Bunu hatırlatmayı bir vecibe, bir sorumluluk olarak görmekteyiz.
 
Gittiğimiz her yerde bize en fazla iletilen konu çocuklarımızın ana dil eğitimi meselesi oldu. Bilindiği üzere çocuklarımız, evde konuşulan dille okulda ve dışarıda konuşulan dil arasında gidip gelmekte, kendilerini ana dilde ifade etme noktasında büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bununla bağlantılı olarak, yine çocuklarımız ebeveynlerin sahip olduğu kültür ve değerlerle dışarıdaki kültür ve değerler arasında gel-gitler tecrübe etmekte ve bilinçli olunmadığı takdirde, tabir caizse, adeta iki kültür arasında erimektedirler. Ana dil eğitimi konusunda yaşanan sıkıntıların hallinde en etkili unsur hiç şüphesiz velilerdir. Her konuda olduğu gibi burada da haklarını sonuna kadar aramaları, okul idarelerine ve belediyelere seslerini topluca duyurmaları gerekmektedir.
 
Çocuklarımızın yaratıcılıklarının geliştirilmesi, insani ve manevi değerlere bağlılıklarının arttırılması, kişiliklerinin sağlıklı bir biçimde oluşumunu temin edecek ortamın yaratılması, onların hoşgörü, saygı, sevgi, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, barış duygularının ve düşüncelerinin geliştirilmesi, kendilerine okuma ve öğrenme alışkanlıklarının kazandırılması, milli ve vatani değerlerin kendilerine tanıtılması ve sevdirilmesi gibi hususlar anne ve babaların üzerinde önemle durması gereken konulardır. Anne-babalar ne kadar meşgul olurlarsa olsunlar sıraladığımız konularda asla ihmalkâr davranmamalıdırlar. Aksi takdirde, özellikle çocukların yetiştirilmesi konusundaki her türlü ihmalkârlık ve umursamazlık kendilerine acı faturalar halinde dönecektir. 
 
Modern hayatın kaygı ve meşgaleleri bizi her bakımdan yormuş, birbirimizle olan ilişkilerimiz ve bağlarımızı istemeden de olsa zayıflatmış olsa da, çocuklarımızın bizim en değerli varlıklarımız ve geleceğimiz. Onları yetiştirme tarzımız ve onlara verdiğimiz önem gelecekte bizim bu toplumdaki kalitemizi ve yerimizi tayin edecektir. Onlar gelecekte bu toplumda bizim sesimiz ve gücümüz olacaktır. Onların en kaliteli bir şekilde yetişmesi için gayret göstermeliyiz. Bu sebeple, hayatın bir şekilde devam ettiği gerçeğinden hareketle, hem insan olarak kendimizin ve aile bireylerimizin, hem içinde yaşadığımız ülkenin ve toplumun, hem de bütün insanlığın menfaatine dönük insani ve yaşamsal projelerimizi hayata geçirmek için gerekli tedbirleri alacağız.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İskandinavya’daki hizmet ağı genişlemektedir. En son olarak Finlandiya’daki yurttaşlarımızın da Helsinki’de bir dernek kurmak ve Başkanlığımızdan Din Görevlisi talep etmek için harekete geçtiklerini duyuralım. Bu amaçla dernekleşme faaliyetlerine hız vermişler ve öyle umuyoruz ki kısa sürede orada da bir derneğimiz ve hizmet veren Din Görevlimiz olacak. Bu ülkedeki insanlarımızın davetleri üzerine gittiğimizde gördük ki, her yerde olduğu gibi burada da bir heyecanlı bir beklenti var. İnsanımız her yerde olduğu gibi artık burada da Diyanet hizmetlerinden istifade etmek istiyor. Hemen söyleyelim ki, bu ülkeden bu yıl Din Hizmetleri Müşavirliğimizin organizasyonu ile hacca giden hacı sayımız 23; bu rakamın 2008’de 5, 2009’da 10 olduğunu söylersek, ne söylemek istediğimiz rahatlıkla anlaşılacaktır.
 
Hacılarımızı kutsal topraklara uğurluyoruz. Onlar, her Müslümanın hayatında bir kere gitmeyi arzu ettiği o kutsal mekânlara kavuşma fırsatını Allah kendilerine bahşettiği için ne kadar dua etseler azdır. İnşallah sağlıklı olarak giderler ve hac görevlerini ifa ettikten sonra sağlıkla sevdikleriyle yeniden kucaklaşırlar. 
 
Bu vesileyle, herkesin çifte bayramını tebrik ediyor, sağlık, afiyet ve neşe dolu günler geçirmelerini temenni ediyorum.
 
 
Prof. Dr. A. Bülent BALOĞLU
Sosyal İşler ve Din Hizmetleri Müşaviri
Henüz yorum yazılmadı

Yorum Yaz

Sizde yorum yazın...
Adınız
E-posta
Yorum
 
Aktif Ziyaretçi : 2
Dün Tekil : 67
Bugün Tekil : 29
Toplam Tekil : 138218